Burası New York Amerika

28 Eylül 2014

Rafet El Roman’ın “A Memo! Burası New York Amerika. Evler karıştı bulutlara.” diyerek bize Amerika’yı tanıtmasının üzerinden 19 sene geçmiş. Bu şarkıyı ‘ailecek severek dinlemiş’ ya da bir şekilde bu şarkının hipnotik etkisine maruz kalmış olanlar sorum size. Biri size New York dediği zaman, sohbetinizin arka fon müziğinin hemen “Macera Dolu Amerika”ya dönüştüğü oluyor mu?

rafet nygokdelen

Cevabınız evetse aynı laneti paylaşıyoruz demektir. Hani bir kabustan uyanmak istersiniz de uyanamazsınız ya, işte tam da buna benzer bir haleti ruhiyeyle  geçen ay New York sokaklarını arşınladım. O nedenle ben uyarımı önceden yapayım. Rafet El Roman’la el ele kol kola gezdiğim New York’u anlatacağım bu yazı aşırı derecede post-travmatik stres bozukluğu içerir.

New York’u gezmeye evlerin gerçekten de bulutlara karıştığı, Hollywood filmlerinin en klişe mekanlarından Times Square, Wall Street ve Financial District ile başladım. Hala jetlag etkisinde olan bünyeme yaptığım bu işkence doğrusu takdire şayandı. Caddedeki arabaların motorlarından gelen sıcaklıkla, egzozlarından gelen nahoş aromanın etkisi beni bunalttıkça, New York sokaklarında değil de Arabistan çöllerinde yürüdüğümü sandım. Çölde olmadığım gerçeğini yüzüme vuran tek şey, ellerinde kahveleri ile koşarken bir taraftan da telefonda iş bitirmeye çalışan New Yorklular oldu. Yollarını kesenleri bıçaklayabilme potansiyeli taşıdıklarını düşündüğüm bu insanlar, beni gerçekten müthiş rahatsız ettiler.

financial district times

Siz siz olun New York’un curcunasının bol olduğu bu yerlerde fazla vakit geçirmeyin. Yoksa Alimallah bırakın New York’u, insanlıktan bile soğursunuz.

Gelelim sadede. New York’ta dolu dolu bir hafta geçirdim. Yukarıda yazdıklarıma bakıp da inanmayacaksınız ama aslında New York’u çok sevdim. Fakat New York’la olan ilişkim bir ilk görüşte aşk olamadı. New York’u sevmem zaman aldı.

Neden zaman aldı, diye soracak olursanız şöyle cevap vereyim. Bana kalırsa New York’u New York yapan en önemli özellik, şehrin her türlü insana hitap etme potansiyelinin bulunması. Kredi kartı borcunuzun aya ulaştığını bilmenize rağmen, alışveriş merkezi gördüğünüzde deliriyorsanız ve yeni aldığınız kıyafetleri hangi gece kulübünde sergileyebileceğiniz sizin için o günün en önemli konusuysa, New York kesinlikle sizin şehriniz. Fakat o en sevdiğiniz galerideki tablolara bakıp kendinizden geçerken akşam yemeği için iyi bir vegan restoranı bulmak en büyük endişenizse, New York sizin de şehriniz. Bu şehirde hiçbir insan profili kendisini dışlanmış hissetmiyor. Sadece kendinize hitap eden insanları ve yerleri bulmanız biraz zaman alabiliyor. Bu nedenle New York ilk görüşte aşk için ideal bir şehir değil. New York’a alışmanız, onu sindirmeniz gerekiyor.

İşinizi kolaylaştırmak adına New York’un hazır sindirilmiş versiyonunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Olur da belki hayatta benzer şeylerden keyif alıyoruzdur… O zaman önem sırasına göre hazırlanmış bu liste işinize yarayıverir.

  • Metropolitan Museum of Art (nam-ı diğer MET): New York’a gelip de MET’i gezmeden kesinlikle dönmeyin. Müze gezmeyi sevmiyorsanız ya da müze gezecek kadar vaktinizin olmadığını düşünüyorsanız bile MET’e gidin. New York’un tek bir müzesini gezecekseniz, o müze bu olsun. Paris’in Louvre’u, Londra’nın British Museum’u neyse New York’un MET’i de o. MET dünyanın her yerinden topladığı (ya da aşırdığı mı desek?) sanat eserlerini sergileyen devasa bir müze. Müzeyi gezmeye en az yarım gün ayırmak gerekiyor ki yarım gün bile kesinlikle yetmiyor. Müzenin girişi için önerilen miktar benim ziyaretim sırasında 25 dolardı, ama bu sadece önerilen fiyat. Dilerseniz 10 dolar ya da 5 dolar da verip girebilirsiniz. Fiyatı kendiniz belirliyorsunuz.

met NYC-Elopement-at-the-Met-by-Buena-Lane-Photography-Nick+Suzanna-0808

  • Botanic Garden: Brooklyn’de yer alan Botanic Garden için en az bir saatinizi ayırmanızı öneririm. Burayı gezerken bahçe düzeni, çiçek ve bitki yetiştirme gibi konularla alakalı bilgi edinebilirsiniz ya da kendinizi doğanın rahatlatıcı kollarına bırakabilirsiniz. Botanic Garden’ın çıkışında bulunan mağazaya mutlaka bir göz atın. Mağazada yer alan ekilmeye hazır fidanlar, çiçekler ve tohumlar; bir de bahçe bakımı için gerekli olan malzemeler mutlaka ilginizi çekecek. Evinde bir saksı çiçeği bile bulunmayan bendeniz, mağazadan çıktıktan sonra kendimi şöyle düşünürken buldum: “İstanbul’a bir döneyim balkonumda ufak bir botanik bahçe yaratacağım.” Botanik Park kesinlikle ilham verici bir yer.

new_york_530 NY-NYC-BotanicalGarden

  • Dumbo – Brooklyn Heights: Brooklyn Köprüsü ve Manhattan’ı görebileceğiniz mükemmel bir nokta. Özellikle hava karardıktan sonra gelirseniz ışıkların büyüsüne kapılmanız işten bile değil.

308VW02 Lwr-Manhattan_5245

  • Greenwich Village: New York’un en sevdiğim mahallesi Greenwich Village’e varınca, müthiş bir rahatlama hissedeceksiniz. O üstünüze üstünüze gelen gökdelenlerin yerini burada, mimarisine bayılacağınız kısa ve şirin binalar alacak. Akşamüstü güzel bir yerde bir şeyler yiyip içmek ve New York’un kalabalığından kaçmak istiyorsanız, Greenwich Village’i mutlaka programınıza dahil edin.

GreenwichVillage grvillage

  • Williamsburg: Brooklyn’in Greenwich’i olarak bilinen Williamsburg önce mimarisiyle; sonra kafe, restoran ve barlarıyla gönlünüzü fethedecek. Manhattan’ın zengin muhitlerinin aşırı pahalılığına daha uygun bir alternatif olan Williamsburg, aynı zamanda gençler ve genç aileler tarafından sıklıkla tercih edilen sakin bir ikamet adresi.

Brooklyn_Street_Scene Williamsburg-HostL-007

  • Central Park: Manhattan çılgınlığının tam ortasında yer alan bu yemyeşil park, çölde bulunan serap gibi bir şey. Sabah kahvenizi ve sandviçinizi kapıp da gelin buraya. Gün ortasında yürümekten yorgun düştüğünüzde kitabınızı alın gelin. Akşam sporu için gelin. Aman yeşillik her yerde var, deyip sakın ola Central Park’ı atlamayın.

central-by-grandcanyon-freedotfr Central-Park-NYC

  • Prospect Park: Prospect Park da Brooklyn’in Central Park’ı. Central Park’a evet benziyor ama bu parkın enerjisi ya da müdavimleri biraz farklı.

prospect prospect-park

  • Columbia Üniversitesi ve Çevresi: Üniversitede olmak bana her zaman keyif vermiştir. Columbia Üniversitesi’nin tarihi görünümlü binaları, devasa kütüphanesi ve öğrencilerin yatıp yuvarlandıkları çimleri görülmeye değer. Üniversite kampüsünün etrafında da öğrencilerin takıldığı kafelerden birinde oturabilirsiniz. Bu bölgenin mimarisi de ilgi çekici.

colomcol

Bir Cevap Yazın

Go top
%d blogcu bunu beğendi: