Lüksemburg

12 Mart 2013

Lüksemburg’a gideniniz var mı? Peki Lüksemburg’a gitmeyi çok istiyorum, diyeniniz?

Sizi bilmem ama Lüksemburg hiçbir zaman benim görmeyi çok arzuladığım bir şehir olmadı. Dünyada keşfedilmek için sırada bekleyen bir o kadar yer varken, gri Lüksemburg’a gitmek hiçbir zaman önceliğim değildi.

Neden gri diyorum?

Lüksemburg ekonomisi çok gelişmiş bir bankalar ülkesi değil mi? IMF ve Dünya Bankası verilerine göre, kişi başına düşen milli gelirin en yüksek olduğu ülke değil mi? Bu bilgilerin bütünü, benim gözümde Lüksemburg’u belki bir Dubai kadar çirkinleştirmiyordu ama yine de gri yapıyordu. Elimi sallasam bankaya çarpacak bir Levent-Maslak hattı görmeyi beklerken, beni şöyle bir şehir karşıladı:

url url-1

Meğer Lüksemburg’un UNESCO tarafından koruma altına alınmış eski bir mahallesi bile varmış. Bu mahalle birbirinden güzel yapılarla dolu hakikaten de. İnsan yürürken hangi binaya bakacağını, hangi yapının fotoğrafını çekeceğini şaşırıyor.

IMG_0224 IMG_0225

Bu mahallenin en önemli üç binası ise Hotel de Ville, Notre Dame Katedrali ve Kraliyet Sarayı.

Hotel de Ville Notre Dame Katedrali

Tabii Lüksemburg’un da Leventleri Maslakları var. Dolayısıyla hayalimdeki kapitalizmin başkenti Lüksemburg’la da yüzleştim, ama durum benim düşündüğüm kadar vahim asla değil. Keyifle gezilecek şehirlerden biri Lüksemburg.

Lüksemburg ayrıca müzeleriyle de göz dolduran bir şehir. MNHA (Musee National d’Historie et d’Art) ve MUDAM’ı (Musee d’Art Moderne Grand-Duc Jean) ziyaret etmenizi özellikle tavsiye ediyorum. MNHA şehir merkezinde, 10 katlı, devasa bir tarih ve sanat müzesi. İçinde hakikaten yok yok. -5. kata inip Tarih Öncesi Döneme ait kalıntıları inceleyerek başlıyorsunuz. Üst katlara çıktıkça Roma İmparatorluğu Dönemi ve Orta Çağ ile devam ediyorsunuz. 2. kata geldiğinizde artık sanat ağırlıklı sunumlarla karşılaşmaya başlıyorsunuz. Modern Sanat, Çağdaş Sanat, Lüksemburg Sanatı filan derken, bir de sürekli yenilenen sergilerin bulunduğu bir bölümle karşılaşıyorsunuz. Ben müzeyi gezerken, 18 ve 19. yüzyıl Japonyasına ait bir resim sergisine denk geldim mesela. Çok çok keyifliydi. Yalnız bu müzeyi gezmek insanı hakikaten biraz yoruyor.  Buraya tok ve dinç gitmeniz özellikle tavsiye edilir.

url-5  url-7

MUDAM ise şehir merkezinden biraz uzak bir yerde konumlandırılmış, Lüksemburg’un çiçeği burnunda Modern Sanat Müzesi. 2006 senesinde açılan bu müze, Louvre’u andıran çok da güzel bir cam binanın içinde. Müzedeki sergiler sürekli değişiyor ve yenileniyor. Yerinin uzak olmasından dolayı, ulaşım biraz zahmetli, ama bence kesinlikle çekeceğiniz zahmete değecek bir müze. MUDAM’a,  tren istasyonundan ya da şehir merkezinden bineceğiniz otobüslerle ulaşmanız mümkün.

url-8 url-9

Bir de müze gezmeyi çok seven biriyseniz bir adet Lüksemburg Kart edinmenizi öneriyorum. Gün içinde ikiden fazla müze gezdiğiniz takdirde, verdiğiniz parayı çok rahat bir şekilde çıkarıyorsunuz. Ayrıca bu kartla toplu taşıma araçlarını da ücretsiz bir şekilde kullanabilirsiniz. Daha fazla bilgi için: http://www.visitluxembourg.com/en/luxembourg-card

Bir Cevap Yazın

Go top
%d blogcu bunu beğendi: