Nazım’ın Gözüyle Küba ve Küba Devrimi

20 Ocak 2013

Seyahat etmekle sürgünde olmayı tabii ki ayrı tutmak lazım, ama bazen öyle insanlar çıkıyor ki bu ikisini birbirinden ayırmak hakikaten güçleşiyor. Sürgünde olmanın yürekte bıraktığı acı tat, bir davayı daha çok insana benimsetmenin ve keşfetmenin getirdiği tuhaf hazla bulamaç oluyor.

Nazım Hikmet, 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkarıldıktan sonra bir daha Türkiye’ye dönemedi ama birçok ülkeye anlamlı seyahatler yaptı. Bunlardan birisi de Küba Devrimi sonrasında, 1961 senesinde yaptığı Küba ziyareti. Hikmet, Dünya Barış Komitesi adına Fidel Castro’ya barış ödülü vermek  için gitti Küba’ya ve bu seyahatinden çok etkilendi. Küba’yı ve Küba Devrimini anlatan iki tane şiir yazdı. Bunlardan biri “Havana Ropörtajı”, diğeri ise “Saman Sarısı”.

Yapı Kredi Yayınları’ndan  yeni çıkan Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni isimli kitabı karıştırırken  daha önceden okuduğum “Saman Sarısı” şiirine denk geldim tekrardan. Küba’ya gitmiş biri olarak daha bir dikkatli, daha bir başka okudum şiiri bu kez. Devrim sonrası Küba’yı anlamaya, o coşkuyu hissetmeye çalıştım.  O zamandan bu zamana köprünün altından çok sular aktı tabii. Küba izlenimlerimi ve Küba Devriminin şu anki durumunu ayrıca başka bir yazımda kaleme almayı düşünüyorum, ama öncesinde biraz Nazım’ın gözünden Küba’ya ve Küba Devrimine bakalım istedim. Buyrun bakalım:

GörselGörselGörsel

Küba’dan döndüm bu sabah

Küba meydanında altı milyon kişi akı karası sarısı melezi ışıklı bir çekirdek dikiyor çekirdeklerin çekirdeğini güle oynaya

sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin

işin kolayına kaçmadan ama

gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil

ne de ak örtüde elmaların

ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini

sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin

1961 yazı ortalarında Küba’nın resmini yapabilir misin

çok şükür çok şükür bugünü de gördüm ölsem de gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstat

yazık yazık Havana’da bu sabah doğmak varmışın resmini yapabilir misin

bir el gördüm Havana’nın 150 kilometre doğusunda deniz kıyısına yakın bir duvarın üstünde bir el gördüm

ferah bir türküydü duvar

el okşuyordu duvarı

el altı aylıktı okşuyordu boynunu anasının

on yedi yaşındaydı el ve Mariya’nın memelerini okşuyordu avucu nasır nasırdı ve Karayip denizi kokuyordu

yirmi yaşındaydı el ve okşuyordu boynunu altı aylık oğlunun

yirmi beş yaşındaydı el ve okşamayı unutmuştu çoktan

otuz yaşındaydı el ve Havana’nın 150 kilometre doğusunda deniz kıyısında bir duvarın üstünde gördüm onu

okşuyordu duvarı

sen el resimleri yaparsın Abidin bizim ırgatların demircilerin ellerini

Kübalı balıkçı Nikolas’ın da elini yap karakalem

kooperatiften aldığı pırıl pırıl evinin duvarında okşamaya kavuşan ve okşamayı bir daha yitirmeyecek Kübalı balıkçı Nikolas’ın elini

kocaman bir el

deniz kaplumbağası bir el

ferah bir duvarı okşayabildiğine inanmayan bir el

artık bütün sevinçlere inanan bir el

güneşli denizli kutsal bir el

Fidel’in sözleri gibi bereketli topraklarda şekerkamışı hızıyla fışkırıp yeşerip ballanan umutların eli

1961’de Küba’da çok renkli çok serin ağaçlar gibi evler ve çok rahat evler gibi ağaçlar diken ellerden biri

çelik dökmeğe hazırlanan ellerden biri

mitralyözü türküleştiren türküleri mitralyözleştiren el

yalansız hürriyetin eli

Fidel’in sıktığı el

ömrünün ilk kurşunkalemiyle ömrünün ilk kâadına hürriyet sözcüğünü yazan el

hürriyet sözcüğünü söylerken sulanıyor ağızları Kübalıların balkutusu bir karpuzu kesiyorlarmış gibi

ve gözleri parlıyor erkeklerinin

ve kızlarınının eziliyor içi dokununca dudakları hürriyet sözcüğüne

ve koca kişileri en tatlı anılarını çekip kuyudan yudum yudum içiyor

mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin

1 comment

  1. Comment by esma demir

    esma demir Reply 08 Şubat 2013 at 19:11

    biraz geç bakabildim ama, tatlım süper olmuş, takipteyimmmmm

Bir Cevap Yazın

Go top
%d blogcu bunu beğendi: