Küba Rotası

15 Ocak 2013

Rotanızı belirlerken tabii ki bol bol araştırmanız gerekiyor. Bence Küba’nın binlerce yüzü var ve doğru yere gidip, doğru insanlarla tanışıp, doğru şeyler yaptıktan sonra Küba muhakkak herkese hitap edebilecek bir ülke. Ben kendi gittiğim yerleri kısa kısa anlatarak belki bir noktada sizin rotanızı oluşturmanıza yardımcı olabilirim. Yazının bu kısmında gittiğim yerlerdeki başlıca görülmesi gereken yerlerden bahsetmeyeceğim. Zaten onları her yerde bulursunuz. Onun yerine benim en keyif aldığım etkinliklerden ya da yerlerden bahsedeceğim.

Benim toplamda 15 günüm vardı ve aşağıdaki rotayı takip ettim:

Rota

Havana
Havana üzerinden gidiş dönüşünüzü gerçekleştireceğiniz için burada illa ki zaman geçireceksiniz. Benim için Havana’nın en güzel bölgesi Habana Vieja yani eski Havana bölgesiydi. Buradaki sokaklarda saatlerce hiç sıkılmadan yürüyebilirsiniz. Katedralin yakınlarında bir sürü resim atölyeleri bulmak mümkün. Ben şahsen her birinden ayrı keyif aldım. Eğer meraklıysanız, buradaki atölyelerden çok güzel tablolar satın alabilirsiniz.

Habana Vieja  Habana Vieja

Havana’nın en şahane ikinci yeri bence deniz kenarında boylu boyunca uzanan Malecon.  Burada gündüz de yürüyebilirsiniz, ama bence en güzeli akşam üzeri bir şişe rumla buraya gelmek. Bu Kübalıların yapmayı çok sevdiği bir şey. Hem ikram edecek kadar rumınız varsa, etrafınız bir anda hoşsohbet insanlarla dolmaya başlayacaktır. İşte benim Havana diyince gözümün önüne gelen ilk sahne bu. O güzel insanlarla ne kadar çok zaman geçirirseniz, o kadar iyi bence.

Bir de Sanat Müzesini kaçırmayın. Küba standartlarına göre inanılmaz güzel bir müze. Her dönemden eserler görmeniz mümkün, ama modern çalışmalar hakikaten çok iyiydi.

Vinales
Aslında buraya gitmek hiç aklımda yoktu. Ama dalgıçların Mekke’si Maria la Gorda’ya gitmek için burada otobüs değiştirmem gerekiyordu. İyi ki de öyle olmuş. Çok keyifli, küçük bir kasaba Vinales. Eğer puro meraklısıysanız, burası özellikle ıskalamamanız gereken bir yer, çünkü Küba tütününün büyük bir kısmı burada yetiştiriliyor, tütünler buradaki köy evlerinde kurutuluyor ve buradaki fabrikada işçiler tarafından sarılıyor.

Tütün tarlaları Tütün kurutma süreci

Ben fabrikaya gitmedim, ama fabrikayı ziyaret edip puro nasıl üretiliyor görmek mümkün. Köylüler ürettikleri tütünün %90’ını devlete vermek zorunda ve geriye kalan kısmını kendileri için saklayabiliyorlar. Tabii ki bu sakladıkları tütün, en iyi durumda olan tütün ve bunu kendileri içiyorlar ya da olur da bir fırsatını bulabilirlerse insanlara el altından gizlice satıyorlar. Ben bir köy evine konuk oldum bu ziyaretim sırasında ve o purolardan bir miktar aldım. Bunları havaalanında saklamanız gerekiyor. Ama zaten hiç kontrol etmiyorlar. Bavulunuzda rahatlıkla getirebilirsiniz.

Puro sararkenPuro şahane

Ayrıca Vinales’te büyük bir milli park var. Burada yürüyüş yapabilirsiniz, bisiklete ya da ata binebilirsiniz. Harika bir doğayla karşılaşacaksınız.

Maria la Gorda
Burası eğer dalıyorsanız, ilginizi çekebilecek bir yer. Dalmıyorsanız, bence ta buraya gelmek için zaman kaybetmeyin.

Maria la Gorda Maria la Gorda

Maria la Gorda dalgıçlar için oluşturulmuş bir yer. Bir tane otel, bir tane dalış okulu, renk renk mercan ve balıklarla dolu bir denizden başka hiçbir şey yok burada. Kafa dinlemek, uzun yürüyüşlere çıkmak ve deli gibi dalmak için ideal bir yer. Diğer gezginlerle çok rahat tanışabileceğiniz bir ortam var, çünkü zaten topu topu bir tane a la carte, bir tane de açık büfe yemek sunan iki adet restoran var. İlk günden itibaren mekanda herkesi tanır duruma geliyorsunuz. Zaten birçoğuyla bütün gün dalarken berabersiniz. Dalmayanlarla da restoranda tanışıyorsunuz.

Maria la Gorda plajı

Özetle Maria la Gorda eğer dalıyorsanız harika bir yer, ama yine de burada kalışı fazla uzun tutmamak lazım, çünkü burada çalışanlar dışında hiç Kübalı yok. Küba kültürüne dair hiçbir şey öğrenemezsiniz burada. Birkaç dalıştan sonra, mekan değiştirmekte fayda var. Ben üç gün kaldım Maria la Gorda’da ama iki gün de kalsam olurdu aslında.

Dalış okulu Dalış fiyatları

Trinidad
Küba’daki favorim Trinidad’dır. Ne aradıysam buldum bu şehirde. Şehirse şehir, doğaysa doğa, gece hayatıysa gece hayatı… Dört dörtlük bir yer.

Şehrin kendisi bir kere çok renkli ve güzel. İspanyollardan kalma şahane evlerle dolu Trinidad. Arnavut kaldırımlı taşlarla döşemişler her yeri. İnanılmaz fotojenik bir şehir. Fotoğrafçılar buraya aşık olacaklar.

481270_10151614045378986_1372338756_n 3506_10151614045073986_1275366544_n  394892_10151614045883986_558187513_n 388302_10151614045228986_1659469675_n

Trinidad’ın da Vinales gibi bir milli parkı var. Ben burayı atla gezdim. Şelalenin oraya kadar gidip şelalenin buz gibi sularında yüzüp şehre geri geldik. Yaklaşık bir dört saat sürdü at maceram. Daha önce hiç ata binmemiştim ama yavaş yavaş öğrendim atı idare etmeyi. Zaten endişelenmeyin at hep yürüyor, hiçbir zaman koşmuyor. O nedenle idare etmek çok da zor değil. Yalnız çok fit değilseniz, o dört saatin sonunda biraz nalları diker vaziyete geliyorsunuz. Benim ertesi gün her yerinm ağrıyordu. Ama Trinidad’da ata binmenizi kesinlikle tavsiye ediyorum.

734910_10151614046593986_1425102181_n 394892_10151614046798986_647840345_n

Bir de size beni atla gezdiren kişinin adını ve telefonunu vereyim. Kendisi dünyanın en tatlı insanı. Trinidad’a gider de ata binmek isterseniz, mutlaka bulun onu. Jorge: 53419435 Jorge beni dönüş yolunda kendi köyüne götürdü. Tam Noel öncesi insanlar küçük bir kutlama yapıyorlardı. Ortamdaki tek yabancı bendim. Bana ne ikramlarda bulundular ne ikramlar… Biralar rumlar gitti, yemekler mojitolar geldi. Ayrıca bir köydeki herkes mi müzisyen ya da dansçı olur? Canlı müzik yaptılar ve topluca dans ettiler. Tabii ki beni de dansa kaldırdılar ve salsa öğretmeye çalıştılar. Burada sanırım iki saat filan kaldık. Artık hava kararmak üzereydi ki Jorge ile tekrar atlarımıza binip şehrin yolunu tuttuk. Buradaki akşam benim en çok eğlendiğim akşamlardan biriydi. Olur da denk gelirseniz, böyle turistlerin olmadığı yerel eğlenceleri kaçırmayın. Kübalılar gerçekten eğlenmeyi ve eğlendirmeyi çok iyi biliyorlar. İnsanın bu köylere taşınası geliyor. Ne gam, ne tasa, dünya umurlarında değil gerçekten de. Çok neşeli insanlar.

Trinidad’ın bir de Playa Ancon’u meşhur. Şehirden biraz uzakta bu plaj, ama taksiyle git gel 16 CUC tutuyor. İsteyenler bisiklet de kiralayıp gidebilirler buraya. Güzel bir kumsalı, harika bir denizi var. Bu plajda da bir dalış okulu var. Dalmak isteyenlere şiddetle tavsiye ediyorum. Bu okuldakiler gerçekten işlerini biliyorlar. Onlarla dalmak benim için çok keyifliydi.

Maria la Gorda ile karşılaştırmak gerekirse, iki yerde de mercanlar harika, ama Trinidad’da çok az balık var. Balıkçılar hepsini haklamış. Maria la Gorda gibi bir balık cennetinden sonra burası çöl gibi ama yine de ta Maria la Gorda’ya inmeye üşenenler için ideal bir dalış yeri. Denenebilir.

Trinidad’ın bir de meşhur Casa de la Musicası var. Açık hava olan bu mekanda canlı müzik ve dans şovları var. Hem Kübalıların hem de turistlerin olduğu mekanda insanlar salsaya doyuyorlar. Çok keyifli bir yer. Mojitonuzu yudumlayıp şovları izledikten sonra biraz da dans edip süper keyifli bir gece geçirebilirsiniz. Ben çok sevdim burayı.

Santa Clara

418157_10151614050583986_454293142_n418031_10151614050698986_103661657_n
Che anıtkabrinin ve müzesinin olduğu şehir… Pek çok insan sırf bu nedenle gidiyor Santa Clara’ya. Eğer Santa Clara’ya gidiyorsanız, Che’yi sevin sevmeyin mutlaka buraya gideceksiniz. Müze bence güzel. Gitmeye kesinlikle değer.

423347_10151614048258986_447244837_n 307690_10151614049478986_1724836347_n   307612_10151614049363986_1206640127_n 270292_10151614048533986_131565170_n

Ama bence Santa Clara’yı özel yapan şey bir üniversite şehri olması. Üniversite nedeniyle genç ve eğitimli bir nüfusa sahip bu şehir. Çok alternatif mekanlar var. Santa Clara benim gerçek anlamda Kübalılarla iletişime geçebildiğim yegane yerdir. Kafası çalışan zehir gibi gençlerle tanışıp Küba’yı belki onların da yardımıyla daha iyi anlayabileceğiniz bir yer. Gece hayatı da şahane. Sadece salsa yapılan yerler değil, canlı rock müzik yapılan ve asi Kübalıların fink attığı mekanlardan tutun, travesti şovların yapıldığı kültürel evlere kadar çok enteresan mekanlar var. Buraya iki gece ayırdım. Ama bir gece daha ayırabilirdim sanırım vaktim olsaydı.

Benim travesti şovu izlediğim mekanın adı Centro Cultural las Leyendas. Burada her gece başka bir şov var ve şovdan sonra da gece kulübüne dönüşüyor mekan. Santa Clara’nın en güzel mekanı. Giriş 1 CUC, eğlence sonsuz.

2 comments

  1. Comment by korayvia

    korayvia Reply 21 Ekim 2014 at 16:10

    Her Şekilde Yaşanılabilir bir ülke her zaman hayallerimi süsler

  2. Comment by nazire demirbaş

    nazire demirbaş Reply 28 Ağustos 2015 at 05:06

    21 eylül’de gideceğim ve çok heyecanlıyım:))))

Bir Cevap Yazın

Go top
%d blogcu bunu beğendi: